Fallaf - Diss - Übersetzung des Liedtextes ins Englische

Diss - FallafÜbersetzung ins Englische




Diss
Diss
Bu geceye isyan
Rebellion tonight
Her şeye diss salladım
I've dissed everything
İnsanlara yaptığım pis saldırı
The vile attacks I made on people
Masalları yazdı el salladı
He wrote fairy tales and waved goodbye
Mutluluğu çizebilen ressamları
To the painters who could paint happiness
Yenildim kolayca hesapladım
I lost easily, I calculated it
Ben sapladım oysa press yapmadı
I stabbed, but he didn't press
Olmuyorsa hemen kes atları
If it doesn't work, just cut the horses
Ters dönmüş çoktan mezarları
Tombs have long been turned upside down
Bildim zor geçer zamanın her haddini aşan dakkalarında
I knew time would pass, exceeding every limit in its moments
Şarkılarında anlatır hayatı anca şu gözlerim kapanır kaygılarıyla
In his songs, he only tells of life, while my eyes close with anxieties
Ölümü istemem yine de canımı alacak azraile saygılarımla
I don't want to die, but I respect Azrael who will take my life
Keyfin kaçınca değiştiriyorsun insanları ama aynılarıyla
When you're upset, you change people, but with the same ones
Büyüdükçe sollanır hayaller hayatın gerçekleri tarafından
Dreams fade as you grow, by the realities of life
Anlamazsın ama sana iki yol gösterir çıkmazlarından arasından
You don't understand, but I show you two paths from its dead ends
İstersen tabii karnını doyurur tüm yoksulların parasından
If you want, you can fill your belly with the money of all the poor
İstersen tabii uyursun annenin kanayan o yarasından
If you want, you can sleep hungry from your mother's bleeding wound
Hayat hücrelerin en karası
Life is the blackest of cells
Gene yaşıyorsun sen yine beş parasız
Yet you still live, penniless again
Bir yaşında çocuklar uyurken memur sokakta keş arasın
While one-year-old children sleep hungry, a civil servant searches the streets for hashish
Mutluluk yirmi birinci yüzyılda çocukların oyuncak ejderhası
Happiness in the twenty-first century is a child's toy dragon
Babası çalışırken annesini korumak için evine gidip neşter alsın
While his father works, he goes home to get a scalpel to protect his mother
Bir zaman bir adam
Once upon a time, a man
Kurtulur yalanlardan
Escapes from lies
Yazamam bakamam yüzüne
I can't look at your face
Geçer zaman
Time passes
Avunur unutur her şeyi alır zaman
Time consoles, forgets everything, takes everything
Her şeyi anımsamam
I don't remember everything
Ki her şeyi alır zaman
Because time takes everything
Kapanır gözleri yalanla doğar yaşar alışır zamanla
Eyes close, born with lies, lives, gets used to it over time
Bir gün öğrenecek hayatta ne istediğini bilmek palavra
One day you'll learn that knowing what you want in life is a sham
Dostun en yakın düşmanın o yüzden sırtını kimseye dayanma
Your closest friend is your enemy, so don't lean on anyone
Yasalara uymanı isteyecek polisler senden dayakla
The police will ask you to obey the laws, and beat you
Bakarsın onlar hep ayaktadır hırslanıp kalkarsın ayaklanıp
You see they are always standing, you get angry and rise up in revolt
Sen alın teri döktüğün için belki de kokuyordur o güzel ayakkabın
Because you sweat for your bread, your beautiful shoes might smell
Onlara hayat para hayat para hayat kadın
To them, life is money, life is money, life is women
Daha kendini bile çözememişken değişecek kişisel ayarların
Before you can even solve yourself, your personal settings will change
Ortam isteyecek tabi daha karnını doyuramazken ergenliğin
You'll need an environment, even though you can't fill your belly as a teenager
Çalışman gerekecek ama sırtında çaresizliğin tembelliği
You'll have to work, but there's laziness on your back
Patronun sürekli buyuracak dinlenmeni engelleyip
Your boss will constantly ask for work, preventing you from resting
Her gün her sabah aynı şeyleri yapacaksın artık ezberleyip
Every day, every morning, you'll do the same things, memorizing them now
Ekmek parası kazanmak zor olur yaşarsın gittiği yere kadar
Earning a living is hard, you live as far as it goes
Hayat düne kadar dudaklarından durmadan keşkeler akar
Life until yesterday, regrets constantly flow from your lips
Hayat cenneti vaat edip sonra cehennemi bile düşlerin yapar
Life promises paradise, then makes even hell of your dreams
Aşk yatakta olur ve o yatağa her gün başka bir müşteri yatar
Love happens in bed, and every day a different customer lies in that bed





Autoren: Ali Gül


Aufmerksamkeit! Hinterlassen Sie gerne Feedback.